<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3080780597877790847</id><updated>2011-10-10T05:27:42.191-07:00</updated><category term='vaillant'/><category term='bağımsız'/><category term='tiyatro'/><category term='camac'/><category term='arp'/><category term='arıza'/><category term='adalar'/><category term='solak'/><category term='Taksim'/><category term='arpist'/><category term='tarih'/><category term='valliant'/><category term='necipoglu'/><category term='kelt'/><category term='solaklık'/><category term='el'/><category term='ısıtma'/><category term='Pera'/><category term='alışveriş'/><category term='amazon'/><category term='hoca'/><category term='internet'/><category term='ceren'/><category term='mandallı'/><category term='biletix'/><category term='sağ'/><category term='özgürlük'/><category term='servis'/><category term='istiklal'/><category term='muzik'/><category term='gül'/><category term='sinema'/><category term='yasa'/><category term='festivali'/><category term='sanat'/><category term='tipex roller'/><category term='valiant'/><category term='keltik'/><category term='gümrük'/><category term='ogretmen'/><category term='sol'/><category term='burgazada'/><category term='arpı'/><category term='boykot'/><category term='kombi'/><category term='kitabevi'/><category term='kültür'/><category term='bahçe'/><category term='sümbül'/><category term='film'/><category term='büyükada'/><category term='ada'/><category term='alkazar'/><title type='text'>Zeynep Öykü</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3080780597877790847/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Zeynep Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17940478387830289609</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/SuTPyqG43SI/AAAAAAAAABo/XdZtLlaR0a8/S220/avatar.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>11</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3080780597877790847.post-4979848747488006207</id><published>2011-09-20T21:52:00.000-07:00</published><updated>2011-09-29T02:04:09.596-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tipex roller'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='solaklık'/><title type='text'>Solakların kullanamadığı bir şey daha...</title><content type='html'>Yeni bir şey daha farkettim. Tipex roller denen, çekilerek sürülen tipexler var ya? Hep hoşuma giderler çünkü dündüz, kağıt gibi siler, kokmaz, bulaşmaz. Ama sürülmez de. İlk aldığım anda biraz sürülse de, içindeki makara kağıt gittikçe yana kaymaya başlar, kağıttaki beyaz madenin sadece yarısı sürülür, sonra hiç sürülmez, bir kaç kullanımdan sonra da ya parçalanır, ya kağıdı yerinden çıkıp tamamen kullanılmaz hale gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama tipexleri bu kadar işe yaramaz yapıyor olamazlar, değil mi? Yani satılıyor, bunca insan alıyor... Geçen gün yep yeni tipexim kırıldığında durumu anladım: Bu tipexler de sağlaklara göre yapılıyor. Yani soldan sağa çekerseniz düzgün sürüyor, sağdan sola çektiğinizde kırılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabiki bir tipexi sağ elimde tutmak benim için zor bir şey değil. Onca senedir arp çalıyoruz sonuçta. Sorun böyle bir şeyin aklıma dahi gelmemesi. Başkası nasıl hiç düşünmeden sağ eliyle kalemi, tipexi tutuyorsa, ben de hiç düşünmeden sol elimle tutuyorum. İşte bir kez daha kullanamayacağım bir yenilik, üstelik solak mağazasının da alsa düşünüp üretmeyeceği bir yenilik. Bir süre daha kokulu ve bulaşan tipexlere mecburum demektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3080780597877790847-4979848747488006207?l=zeynepoyku.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/feeds/4979848747488006207/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/2011/09/yaz-silinmez-yaz-kalr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3080780597877790847/posts/default/4979848747488006207'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3080780597877790847/posts/default/4979848747488006207'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/2011/09/yaz-silinmez-yaz-kalr.html' title='Solakların kullanamadığı bir şey daha...'/><author><name>Zeynep Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17940478387830289609</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/SuTPyqG43SI/AAAAAAAAABo/XdZtLlaR0a8/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3080780597877790847.post-8731783741607709048</id><published>2011-04-27T06:02:00.000-07:00</published><updated>2011-04-27T11:51:36.472-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yasa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='özgürlük'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alışveriş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='internet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='amazon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gümrük'/><title type='text'>Yoksul değil yoksunuz</title><content type='html'>Ülkemi seviyorum, yaşaması zor olsa da, gezip gördüğüm memleketlerden hiç biri bana şu içinde yaşadığım küçük, kıt ada gibi 'yuva' hissi vermiyor. Ama şu alışveriş olayı yok mu, beni deli ediyor.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yasakçı gümrük sistemimiz sağolsun, ihtiyacımız olan bazı şeyleri burada ya hiç bulamıyoruz, ya da ateş pahasına alıyoruz. Hiç bulunamayan şeylerden çoğu benim için hayati önem taşıyor: notalar, arp telleri, ve hepsinden önce arp (arpımı Amerika'dan getirme maceramı bir gün bu blogda anlatırım). Arp çok niş bir pazar, olmaması doğal diyebilirsiniz. Ama biraz çoğunluktan farklı ilgi alanlarına sahip olanlarınız bu duyguyu çok yakından tanıyacaktır: Başkaları için bir adım uzakta olan bir şeyin sizin için büyük uğraşlar gerektiren, ulaşılmaz bir şey olmasının verdiği kıskançlık, sinir, umutsuzluk...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Arp sizin ilgi alanınız olmaya bilir ama hepimizin ihtiyacı olan elektronik ve kitap konusunda da bu böyle. İnternet sağolsun çok küçük yaşlardan beri çevremde çoğu insanın haberdar olmadığı konulara ilgi duydum, çok farklı şeyleri araştırdım. Annemin insan kaynakları şirketi içindeki, zamanla ayrı bir şirkete dönüşen IT departmanı da hayatımı kolaylaştırdı tabiki. Her konuda yardım alabiliyor, öğreniyordum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İnternetten kitap sipariş edildiğini de ilk bu sayede gördüm. Türkiye'de bu tür internet alışverişi daha yaygın değilken, annem internetten çok farklı kitaplar ısmarlıyordu. Ben de bu oyuna katıldım. Ortaokul ve lise çağında harçlığımın çoğunu internetten aldığım kitaplara harcar olmuştum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonra arpist olup çıktım, ebay'den aldığım ikinci el, eski moda elbiseler herkesin tonla para döktüğü abiyelerin yanında bana farklı, kendime has bir duruş kazandırdı. Yıllarca internetten araştırıp bulduğum 'acayip' kitaplar çok farklı insanlarla, kültürlerle kaynaşmamı sağladı. Kısacası internet alışverişi benim için vazgeçilmez bir şey oldu, alışveriş merkezlerinde saatler geçirmeyen, kıyafete, süse para harcamayan bir insan oldum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu çok büyük bir özgürlük, ve her özgürlük gibi devlet tarafından kısıtlanıyor. Tabii ki ithalatı kontrol etmek, vergi almak devletin görevi, ama benim arp telimin size ne zararı var kuzum? Sırf bağırsak teller için 150 lira vergi ödediğim gün gümrük sistemimizden bir kez daha nefret ettim... Farketmeden 100 avroluk sınırı biraz aşmışım çünkü tellerimi ısmarlarken. Ve şimdi gelelim sadede, &lt;a href="http://www.gumruk.gov.tr/tr-TR/emevzuat/Genelgeler/2011-23.pdf"&gt;yeni bir gümrük yasası&lt;/a&gt; çıkıyor. Artık sadece aldığımız şeylerin değeri değil, miktarı da sınırlanacak. Vergiden muaf olarak alabileceğimiz kişisel eşya hem para sınırını geçmeyecek, hem de iki ayda 1, yılda 5 kezden fazla bu tür alışveriş yapamayacağız. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yani, bir seferde en fazla 4-5 kitap alabildiğimi göz önünde bulundurursak (ki arp notaları çok daha pahalı), tel veya nota alabilmek için kitap alışverişimi durdurmam gerek demek oluyor bu. Neyse ki bu yasa daha yürürlüğe girmemiş, ve buna karşı hareketlenme başlamış bile. Facebookta yeni açılan bir sayfa bu konuya dikkat çekiyor: &lt;a href="http://www.facebook.com/pages/Al%C4%B1%C5%9Fveri%C5%9F-%C3%96zg%C3%BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BCm%C3%BC-Geri-verG%C3%BCmr%C3%BCk-Yasas%C4%B1n%C4%B1-K%C4%B1n%C4%B1yoruz/219477401399464"&gt;Alışveriş özgürlüğümü geri ver&lt;/a&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Siz de bu harekete destek olun, bir şey çıkmassa yine yasaların etrafından dolanmaya, hacklenmiş iphone almaya, kendi blogumuza proxyden girmeye devam ederiz, alıştık artık...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3080780597877790847-8731783741607709048?l=zeynepoyku.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/feeds/8731783741607709048/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/2011/04/yoksul-degil-yoksunuz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3080780597877790847/posts/default/8731783741607709048'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3080780597877790847/posts/default/8731783741607709048'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/2011/04/yoksul-degil-yoksunuz.html' title='Yoksul değil yoksunuz'/><author><name>Zeynep Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17940478387830289609</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/SuTPyqG43SI/AAAAAAAAABo/XdZtLlaR0a8/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3080780597877790847.post-6081306750425274448</id><published>2011-02-12T03:49:00.000-08:00</published><updated>2011-05-06T02:38:48.200-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vaillant'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='büyükada'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='burgazada'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ısıtma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arıza'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='servis'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='valiant'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adalar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kombi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='valliant'/><title type='text'>Vaillant kombi almayın - Hele adalıysanız hiç!</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-PHxi17I-RRo/TcPBZihT4TI/AAAAAAAAAJo/8F9LeAioNEo/s1600/zeynep-oyku.JPG" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/-PHxi17I-RRo/TcPBZihT4TI/AAAAAAAAAJo/8F9LeAioNEo/s320/zeynep-oyku.JPG" width="240" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Sevgili internet kullanıcıları, blogumu bir yakınma duvarına çevirdiysem affola, 3 gündür soğukta kaldım. Ne arp çalabiliyorum, ne tuvalete gidebiliyorum, elektrikli kaloriferi küçük bir odaya kapattım, başında oturuyorum. Yıkanamıyorum, koktum.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kombinin üzerine bir de 700 küsür tl ödeyip servis almıştık iki yıl süreli. Olmayan bir sevis için bir de peşin peşin para ödemişim. Perşembe günü aradım servisi, Cuma meçhul bir saatte gelineceği söylendi. Tabiki önce Büyükada'ya gitmiş arkadaşlar, biz ikinci sınıf vatandaşız ya (halbuki Bostancı'dan "direkt Büyükada" ile aynı sıklıkta "direkt Burgazada" seferleri var). Neyse akşam üzeri arkadaş geldi, sorunun neden kaynaklandığını pek anlayamadı ama 6 aylık kombimizin fanı bozulmuştu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bunun üzerine bu gün içinde gidip parça almanın imkansız olduğunu (saat halen erkendi ve çok rahat gidilip geri gelinebilirdi) söyledi. Yarın sabah ilk iş bana geleceğini, erkenden geleceğini, öğleden önce kesin gelmiş olacağını söyleyerek beni ikna etti tüm yakarışlarıma karşın. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bulaşıklar yıkanamıyor, yemek masasında oturulup yemek yenemiyor, pislikten kaşınıyorum, bir dolu işim var hiç birini yapamıyorum, ve kombi servisini bekliyorum. Bu gün öğrendim ki bana sabah gelecek olan arkadaş yine Büyükada'ya gitmiş, oradan da Bostancı'ya geri dönüyormuş.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sebep ortada: Orası ada. Bu her şeyi açıklıyor. Bostancıdan 35dk uzaklıkta, ulaşımı çoğu yerden daha kolay bir noktadayız ama nedense servis gelemiyor. Gelmek istemiyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Adalar arası bir tek motor seferi iptal olmuş bu gün lodostan dolayı. Bu da yetiyor bizi es geçmek için. Halbuki bütün motorlar ve vapurlar çalışıyor. Zaten Bostancı seferlerinde hiç bir aksaklık olmamış sabahtan beri ve olmayacakmış, Mavi Marmara'yı arayıp teyit ettim. Herhangi bir vapurla bizim adaya geçebilir, saat başı yapılan Bostancı seferleriyle de geri dönebilirler. Yine de servis direniyor, anlamıyor, ısrar ediyor. Gelmeyecekler. Bu kadar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zaten daha neye bindiklerinin farkında değiller. Şirket politikası gereği motora binemeyeceklerini, İDO ile geldiklerini iddia ediyorlar. Bir kaç kırık dökük "kurumsal" laf öğrenmişler ama öğrenemedikleri küçük ayrıntı İDO'nun hiç bir adalar seferi olmadığı, Bostancı-Adalar seferlerinin ise sadece özel motor şirketi Mavi Marmara tarafından yapıldığı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tabi bizi anlıyorlarmış, soğukta ve kokmuş zavallı pis adalıları yani.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3080780597877790847-6081306750425274448?l=zeynepoyku.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/feeds/6081306750425274448/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/2011/02/valiant-kombi-almayn-hele-adalysanz-hic.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3080780597877790847/posts/default/6081306750425274448'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3080780597877790847/posts/default/6081306750425274448'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/2011/02/valiant-kombi-almayn-hele-adalysanz-hic.html' title='Vaillant kombi almayın - Hele adalıysanız hiç!'/><author><name>Zeynep Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17940478387830289609</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/SuTPyqG43SI/AAAAAAAAABo/XdZtLlaR0a8/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-PHxi17I-RRo/TcPBZihT4TI/AAAAAAAAAJo/8F9LeAioNEo/s72-c/zeynep-oyku.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3080780597877790847.post-442338681961803747</id><published>2011-01-09T23:45:00.000-08:00</published><updated>2011-01-09T23:59:59.069-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='burgazada'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ada'/><title type='text'>Kıskananlar çatlasın...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/TSq8Au9MwkI/AAAAAAAAAIU/CEO2tI3y1zg/s1600/IMG_0280.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 299px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/TSq8Au9MwkI/AAAAAAAAAIU/CEO2tI3y1zg/s400/IMG_0280.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560463410733040194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/TSq7f9WR9AI/AAAAAAAAAIM/FEYiJ-7WgQY/s1600/IMG_0271.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 299px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/TSq7f9WR9AI/AAAAAAAAAIM/FEYiJ-7WgQY/s400/IMG_0271.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560462847660651522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/TSq7SRybbTI/AAAAAAAAAIE/A4QzXqlegAk/s1600/IMG_0257.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 299px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/TSq7SRybbTI/AAAAAAAAAIE/A4QzXqlegAk/s400/IMG_0257.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560462612629253426" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/TSq66XXy1YI/AAAAAAAAAH8/GEmFksDDgTw/s1600/IMG_0263.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 299px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/TSq66XXy1YI/AAAAAAAAAH8/GEmFksDDgTw/s400/IMG_0263.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560462201811293570" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/TSq6cPRLQ8I/AAAAAAAAAH0/jE6jTuBmoRQ/s1600/IMG_0285.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 299px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/TSq6cPRLQ8I/AAAAAAAAAH0/jE6jTuBmoRQ/s400/IMG_0285.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560461684239975362" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/TSq6Cn1TbDI/AAAAAAAAAHs/EBpNx0lQ8E0/s1600/IMG_0267.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 299px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/TSq6Cn1TbDI/AAAAAAAAAHs/EBpNx0lQ8E0/s400/IMG_0267.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560461244157357106" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/TSq5NZc79UI/AAAAAAAAAHk/wSPXvCMP_vs/s1600/IMG_0291.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 299px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/TSq5NZc79UI/AAAAAAAAAHk/wSPXvCMP_vs/s400/IMG_0291.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560460329763992898" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3080780597877790847-442338681961803747?l=zeynepoyku.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/feeds/442338681961803747/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/2011/01/kskananlar-catlasn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3080780597877790847/posts/default/442338681961803747'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3080780597877790847/posts/default/442338681961803747'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/2011/01/kskananlar-catlasn.html' title='Kıskananlar çatlasın...'/><author><name>Zeynep Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17940478387830289609</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/SuTPyqG43SI/AAAAAAAAABo/XdZtLlaR0a8/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/TSq8Au9MwkI/AAAAAAAAAIU/CEO2tI3y1zg/s72-c/IMG_0280.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3080780597877790847.post-4507205486728966537</id><published>2010-12-05T04:21:00.000-08:00</published><updated>2010-12-05T07:14:13.990-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bahçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gül'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='burgazada'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sümbül'/><title type='text'>Ada'da hayat çok güzel :)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/TPurn9sTTcI/AAAAAAAAAGw/WJb_XiPMgHE/s1600/sumbul.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 299px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/TPurn9sTTcI/AAAAAAAAAGw/WJb_XiPMgHE/s400/sumbul.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547216069100522946" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/TPurjbXG_gI/AAAAAAAAAGo/0weh7XhjD38/s1600/gul.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 299px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/TPurjbXG_gI/AAAAAAAAAGo/0weh7XhjD38/s400/gul.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547215991165353474" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3080780597877790847-4507205486728966537?l=zeynepoyku.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/feeds/4507205486728966537/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/2010/12/adada-hayat-cok-guzel.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3080780597877790847/posts/default/4507205486728966537'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3080780597877790847/posts/default/4507205486728966537'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/2010/12/adada-hayat-cok-guzel.html' title='Ada&apos;da hayat çok güzel :)'/><author><name>Zeynep Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17940478387830289609</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/SuTPyqG43SI/AAAAAAAAABo/XdZtLlaR0a8/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/TPurn9sTTcI/AAAAAAAAAGw/WJb_XiPMgHE/s72-c/sumbul.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3080780597877790847.post-5827933653498485204</id><published>2010-10-13T08:00:00.001-07:00</published><updated>2010-10-13T11:04:58.216-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='el'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='solaklık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='solak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağ'/><title type='text'>Dünyanın en büyük azınlığı</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Ben Patates soyamam. Daha ilk denemelerimin birinde parmağımı öyle derin kesmiştim ki, hala izi geçmedi. Bu kadar yemeğe meraklı bir insan olarak, çok gerekli olmadıkça sebzeleri soymam, ya başkasına soydururum, yada soymadan kullanırım. Elma dilimli, kabuklu patatesleri sevmediğim halde tercih etmemin nedeni budur. &lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Meyve kabuklarını da sevmem. Bu yüzden hayatım boyunca meyveden pek hoşlanmadım. O güzelim sulu şeftalileri, şans eseri biri soyup da getirmedikçe hep geri çevirdim, bazen de tırnaklarımla soymaya çalışıp ”mundar” ettim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Bu kadar yemeğe meraklı biri olarak, bıçakları kullanmakta o kadar zorluk çektim ki, sadece bıçak tutuşunu öğrenmek için bile bu yoğun programın üstüne bir de aşçılık okuluna yazılmayı ciddi ciddi düşündüm.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;O ”kolay” meyve sebze soyacakları var ya, onları bile kullanamadım... Uzun uğraşlardan sonra, meyve soyacağını sol elimde tutup, vücudumdan dışarı iterek sebzeleri soymayma yöntemini geliştirdim. Taktir edersiniz ki bu pozisyonda parmaklarımı da soymamak işten bile değil! Bu yüzden sadece çok gerekli durumlarda, yavaş ve dikkatlice soydum sebzelerimi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Halbuki annem ne kadar kolay yapıyor bu işleri, elmaları kendine doğru soyuyor, her şeyi mükemmel dilimliyor. Ya ben? Harika bir ekmek pişiriyorum, sonra ondan tek bir düzgün dilim kesemiyorum!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Makas da kullanamıyorum. Hele küçükken o elişi derslerinde, ne kadar güzel çizimler yapar, en orjinal resmi ben çizerdim de bir tane kağıdı kesemezdim. Bu yüzden kağıdı kopararak kesmekte ustalaştım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;El yazım hep çirkindi. Düzgün yazmayı öğrenemedim. 1. sınıfta öğretmenin “y“leri herkes gibi çizmediğim için beni tahtaya kaldırıp rezil edişi hala içimi sızlatır. Aksi gibi, sırada sıkışır, hep yanımdakinin dirseğine çarpar, kağıdı yamuk tutup garip, geniş bir pozisyonda yazdığım için azarlanır, zorluk çekerdim. Kağıdı yatay tutmam da, uzun saçlarım gibi bir alay konusuydu. Sonra, o mürekkepler elimi boyar, dağılırdı, bu yüzden o zaman çok havalı kabul edilen simli kalemleri kullanamazdım. Kurşun kalemle yazdığımda bile gömleklerimin kolları, ellerim simsiyah olurdu. Boyacı gibi gezdim bütün okul hayatım boyunca.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Sonunda beceriksiz, sakar bir kız olduğumu kabul ettim, bıçaktan, makastan, mürekkepten uzak durdum. Yıllar sonra kaligrafiye merak salana kadar sorunun ne olduğunu anlayamadım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Küçük detayların güzelliğine düşkün bir insan olarak, çirkin yazmak beni rahatsız ediyordu. En sonunda kendi kendime güzel yazı çalışmaya karar verdim. (Edebiyat öğretmenim affetsin, bu alıştırmaları genelde onun dersinde yaptım.) Daha başlar başlamaz ciddi bir sorunla karşılaştım: Kalemi tutamıyordum bile!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Hemen bu konuda bir araştırma yaptım, ve öğrendim ki bu kesik uçlu kalemler sağlaklar için yapılıyormuş. Benim ya düz uçlu kalemi farklı bir açıda tutmam, ya da solak kalemi (veya sağlaklar için Arapça yazım kalemi) almam gerekiyormuş.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Bu keşiften sonra, solak olmakla ilgili daha fazla bilgi edindim, ve anladım ki biz dünyadaki en büyük azınlığız. Kapı kollarından tutun, saç tokalarına kadar her şey sağlaklara göre tasarlanıyor... Solak çocuklar okulda büyük zorluklarla karşılaşıyorlar, ve bir süre sonra sağlaklarla aynı işlemleri gerçekleştirebilmek için kendi yöntemlerini geliştiriyorlar. İleriki yaşlarda bu yöntemlerle işlerimizi yapmaya o kadar alışıyoruz ki, bir zorluk çektiğimizi anlamıyoruz. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Ancak elinize bir solak kalemi aldığınızda, bütün hayatınız boyunca ne kadar gereksiz, fazladan çaba sarfettiğinizi anlıyorsunuz. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Sağ el makasları genelde sağ ele oturması için tasarlanmıştır, bir solak bu makasları rahat tutamaz, büyük olasılıkla eli acır veya kızarır. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Bıçakları bağlayan sistem sol elde düzgün çalışmaz, elimiz bıçakları kapatmak yerine açmaya meyilli bir hareket yapar. Ayrıca, s&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;ol el ile bu makasları kullandığımızda, metalin keskin tarafı üstte kalır, kesmemiz gereken çizgiyi kapatır, ve tam çizginin üzerinden kesemeyiz. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Kalemler başlı başına bir sorun. Bütün yazma biçimimiz sağlaklara göre tasarlanmıştır, soldan sağa yazarız. Sağlakların hemen hepsi kalemi benzer şekilde kullanır, bizse yazdığımızı görebilmek için kağıdı ve elimizi yamultur, ters pozisyonlara gireriz. Yazarken daha çabuk yorulur, daha çok yer kullanırız. Elimizle mürekkebi dağıtır, bulaştırırız. Yemek yerken veya sırada yazı yazarken solağın ya en sol uca, yada başla bir solağın yanına oturması gerekir. Aksi taktirde yanındakiyle dirsekleri çarpışacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Dolmakalem kullanıyorsanız, kalın bir kalemle ince bir kağıda yazmak çok zordur. Sağlaklar gibi kalemi kendimize doğru çekmek yerine ittiğimiz için mürekkep akışı zorlaşır, ve kağıda daha çok baskı uyguladığımız için zedeleyebiliriz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;O sebze bıçaklarında keskin taraf bize göre ters yerdedir, aslında bir solağın bunları güvenli bir şekilde kullanması imkansızdır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Bıçaklarda, düz kesmeyi sağlamak için çentikler sol taraftadır. Böylece bıçak elin doğal, saat yönündeki salınımına ters bir etki yaratıp düz kesmeye yardımcı olur. Ama bizim için değil! Bizim elimizin zaten “ters“ olan salınımını iyice güçlendirerek daha da yamuk kesmemize neden olurlar. Böylece ince başlayıp kalın biten ekmek dilimlerimizi kızartma makinasına tıkıştırıp kenarlarının yanmasına neden oluruz. (Kızartma makinalarının kolunun bile da sağ tarafta yapılması da ayrı bir şey.)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Maket bıçağı, konserve açacağı, klavye, fare, cetvel, mezura, defterler, müzik aletleri, okul sıraları... Aklınıza ne gelirse, sağlakların rahat kullanması için, bize tam ters gelecek şekilde tasarlanıyor. Bu araçları geçtim, çoğu insan solak bir çocuğun yaşayacağı sorunları tanıyıp çözüm bulacak bilgiye sahip değil. Öğretmenler, aileler, yaşadığımız sorunları anlamadıkları için bize destek olacaklarına hayatımızı daha da zorlaştırıyorlar.  Üstelik, s&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;ol elin İslami açıdan kirli kabul edilmesi, bazı ailelerin  doğuştan solak olan çocuklarını zorla sağlak yapmak istemelerine neden oluyor. Sırf müslümanlar arasında değil, solaklık hemen her kültürde bir tabu olarak kabul ediliyor. Mesela Latince'de sağ kelimesinin kökeni “doğru“ ve “becerikli“ iken, sol elliliğin kökeni “kötü“ ve “şanssız“ anlamına gelen&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;sinestra &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;kelimesine dayanıyor&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Dünyadaki insanların %10-15'i solak. El kullanımını genelde genlerimiz belirliyor, yani solak olarak doğuyoruz. Ve böyle doğduğumuz için cezalandırılıyoruz. Beceriksiz, kirli, şanssız olarak görülüyoruz. Hayatımız boyunca en küçük temel işleri yapmakta büyük zorluklar çekiyoruz. Kırtasiyemiz, bakkalımız, okulumuz, bizden çok daha küçük azınlıklara anlayışlı davranıyor da, bizim için hayatı kolaylaştırıcı en basit önlemleri almıyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Dileğim, bu konuda bilgilerin en azından öğretmen okullarında müfredata eklenmesi, bize uygun araç gereçlere kolaylıkla ulaşabilmemiz. Bunlar eninde sonunda olacaktır, ama şimdilik, biraz fazladan çaba sarfedip makaslarınızı, kalemlerinizi başka bir yerden getirtebilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Dünyanın dört bir yanında solak mağazaları bulunuyor. Önerebileceğim bir site &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.anythinglefthanded.co.uk/"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;www.anythinglefthanded.co.uk&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt; Hatta İngiltere'deki bu mağazanın bir şubesi Sol Elim adıyla Ankara'da açılmış. Belki yakında İstanbul da bir solak mağazasına kavuşur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3080780597877790847-5827933653498485204?l=zeynepoyku.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/feeds/5827933653498485204/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/2010/10/turkiye.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3080780597877790847/posts/default/5827933653498485204'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3080780597877790847/posts/default/5827933653498485204'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/2010/10/turkiye.html' title='Dünyanın en büyük azınlığı'/><author><name>Zeynep Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17940478387830289609</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/SuTPyqG43SI/AAAAAAAAABo/XdZtLlaR0a8/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3080780597877790847.post-4027933729562182297</id><published>2010-09-23T23:16:00.000-07:00</published><updated>2011-09-20T21:40:45.653-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='biletix'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitabevi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tiyatro'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='festivali'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='istiklal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='boykot'/><title type='text'>İstiklal Kitabevi'ni boykot ediyorum!</title><content type='html'>Bunca aydır neden hiç bu bloga yazmadım diye düşünen olursa... Aylar önce başıma gelen bir olayla iligili yarım bırakıp yayınlamadığım bir blog yazısını yazmak beni çok sinirlendiriyordu da ondan. Onu yazmadan da başka bir şey yazmak istememiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatro Festivali vardı ya bir ara... İşte o zaman bir sürü bilet aldım biletix'den. Önceden alayım dedim ki bitmesin.&lt;br /&gt;Aslında biletlerimi etkinlik girişinde teslim alırım her zaman, ama bu sefer bazılarına kendim gidemeyeceğim için önceden alıp anneme vermek istedim. Biletlerimi teslim almak için, elimde kimliğim, biletlerin numarası zartı zurtu İstiklal Kitabevi'ne gittim. Gittim ama öğrendim ki biletix sistemi sadece kredi kartı üzerinden yapılıyormuş. Yani bileti kim aldı, hangi biletix üyesi, hangi numaralı bileti, hangi isimle aldı. Böyle kayıtlar yok. Sadece ve sadece kredi kartı numarası var. Ama ben bu süre zarfında o kartı kaybetmiş ve yenisini almıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki dedim, hemen internetten bakayım, elbette ki bir yerde olacaktır eski kredi kartımın numarası. Bu sırada etrafta başka müşteri yoktu. "İki dakika bilgisayarınızı kullanabilir miyim?" diye sordum görevliye, gmailimde küçük bir arama bile yeterliydi çünkü. Önce internetim yok dedi, sonra "sizin kullanmanıza izin veremem, internet kafeler bunun için var, internet kafeden bakın" dedi.&lt;br /&gt;Biliyorsunuz ben sapık bir hackerım ve internet kafeler hariç bana bir saniye bile bilgisayarınızı ödünç vermeniz aids salgınına yol açabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstiklal'de internet kafe aramaktansa (ve görevlinin kaba laflarını yiyip oturmuş olmamak için) anneme telefon ettim, mailimden numaramı bulup bana vermesini istedim. Uzun telefon konuşmalarından sonra gmail kullanmayan annem hala bir gelişme kaydedememişti, en sonunda vaz geçtim. Dışarı çıktım, yolun karşısındaki Piknik Köfte'nin wireless internetinden numaramı aldım, ve geri döndüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Döndüğümde, görevli bunun yeterli olmadığını, kredi kartının bana ait olduğunu kanıtlayamayacağımı söyledi. Kredi kartı numarası dışında hiç bir kayıt almayan bir sistemde kredi kartının kime ait olduğunu nereden bilebilir ki? Kimliğim pasaportum bile bir işe yaramaz bu durumda. Aslında gerçekten bilmesi imkansız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 liralik bir bilet için hırsızlık yapan, alçak bir zavallı olarak bankayı arayıp bir çözüm aramaya karar verdim. Bırakıp gidemeyecek kadar sinirlenmiştim artık bana yapılan hırsız muamelesine. Bu sırada kotörüm de bitmişti, görevliden magazanın telefonunu kullanmayı rica ettim. Bir kez daha önce "telefonumuz yok", ısrar edince de "kullanmanıza izin veremem" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sırada sinirden titriyordum artık. Telefonumu elimden fırlattığım için onu da bozdum, hiç arama yapamıyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana ancak, kredi kartımın biletix alışverişini yaptığım faturalarını gösterirsem inanabileceğini söyledi kibar görevlimiz. Faturalar otomatik ödeniyor, kart annemin ek kartı, hayatımda bir faturasını elime almamışım, üstelik annemin kartına bağlı olduğu için sisteme de onun bilgileriyle giriliyor ancak. Yani fatura getirme imkanım yok. Böylece hırsız muamelesi gittikçe ciddileşti, ben de artık buna dayanamaz hale geldim. Aslında hırsızdan çok "elinde torbalarla gezen deli karı" muamelesiydi bu. "Bana deli karı muamelesi yapıyorsunuz" dediğimde "zaten öyle davranıyorsunuz" cevabını aldım. Oturup ağlamaya başladım sinirden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağlayan zavallı deli karıyı gören magaza müdürü çıktı "iyi misiniz" diye sordu, ben de zırlamalar arasında nefes alıp derdimi anlatmaya çalıştım. Ama konuşamıyordum bile. Bana su verdi, sonra da "hanfendi, suyunuzu için, ve"-"gidin mi diyeceksiniz?" dedim. "Evet, gidin" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece, elimden geldiğince ortalıktaki kitapları dağıtarak, İstiklal Kitabevi'nden kovuldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zavallı küçük kız olarak (gerçekten gücüm kalmamıştı) olanları anneme anlattım. Beni ağlatmanın ne kadar zor olduğunu bilen annem durumun ciddiyetini hemen kavradı (gerçekten de ağlamam yılda bir sıklığında bile gerçekleşmeyen bir olaydır), birlikte olay yerine geri gittik. Kavgaya.&lt;br /&gt;Arada babamı da aradım. Zavallı karılar pek korkutucu değiller çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce gidip faturaları da bulduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gittiğimizde, babam kendini göstermeden önce, anneme; "Biliyor musunuz, kızınız burada neler yaptı, bize küfür etti, çok kaba davranıdı, kitapları devirdi, ben bile korktum. Burası bir kitabevi. Edebiyat ve güzel şeyler var, siz bunlardan anlamıyorsunuz, anlayamassınız." gibi açıklamalar da yapıldı. Tabi annem benim küfür etmeyeceğimi falan adı gibi biliyor, takmayıp bağırmaya devam etti adamlara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babam gelince ise işin rengi değişti. Güzelce bir tehtit etti adamı. Baya korkuttu. En sonunda o soluk, donuk, ruhsuz ve duygusuz yüzüyle özür diledi görevli. Fasulyeden tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha, biletlerimi de aldım. Ama hayatımın en kötü günlerinden birini yaşadım, ve uzun bir süre kendime gelemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi, burada olay biletlerimi alamamam falan değil. Adamın yetkisi dışındadır, telefonu, interneti kullandırtmaz, bileti de vermez. Bunlar olağan şeyler. Doğru dürüst söylese "peki, canın sağolsun" der, tiyatro festivaline de gitmezdim. Sorun bana ciddi ciddi hırsız ve manyak bir kadın muamelesi yapılmasıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten hiç bir tiyatroya da gitmedim sonunda, bütün o biletler yandı. Bir daha da herhangi bir tiyatro festivaline gitmek için içimde bir istek kalmadı. Önce "İstiklal kitabevini boykot et" diye bir kampanya başlatmayı düşündüm. Ama baksanıza, aylarca bu yazıyı bile yazamadım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben şahsen İstiklal Kitabevi'nin yakınına gelince yolun karşı tarafına geçiyorum. Ve birileri gönlümü alana kadar (ki buna pek olasılık vermiyorum) bu bölge çok sevdiğim İstiklal üzerinde bir kara leke gibi kalacak benim için.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3080780597877790847-4027933729562182297?l=zeynepoyku.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/feeds/4027933729562182297/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/2010/09/istiklal-kitabevini-boykot-ediyorum.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3080780597877790847/posts/default/4027933729562182297'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3080780597877790847/posts/default/4027933729562182297'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/2010/09/istiklal-kitabevini-boykot-ediyorum.html' title='İstiklal Kitabevi&apos;ni boykot ediyorum!'/><author><name>Zeynep Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17940478387830289609</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/SuTPyqG43SI/AAAAAAAAABo/XdZtLlaR0a8/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3080780597877790847.post-3685860504035980852</id><published>2010-03-25T08:47:00.000-07:00</published><updated>2010-03-25T14:55:23.943-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kültür'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Pera'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alkazar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Taksim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bağımsız'/><title type='text'>Alkazar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/S6vbwjdC71I/AAAAAAAAAC0/9VsSfIhBemg/s1600/n7464693303_1994.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/S6vbwjdC71I/AAAAAAAAAC0/9VsSfIhBemg/s400/n7464693303_1994.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5452693401059389266" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;style type="text/css"&gt;  &lt;!--   @page { margin: 2cm }   P { margin-bottom: 0.21cm }  --&gt;  &lt;/style&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0.35cm;"&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman,serif;font-size:85%;"  &gt;Alkazar sinemasının kapandığını şans eseri öğrendim. 28 Şubat Pazar günüydü ve dışarı çıkmak, sinemaya gitmek istemiştim. Bu amaçla internetten vizyon filmlerine baktığımda ve hemen hemen her yerde aynı, ticari filmlerin gösterildiğini gördüm. Sulu aşk, aksiyon, komedi filmleri arasında iki saatimi değil birkaç dakikamı bile ayırmak istediğim hiçbir film yoktu. Bazı sinemalarda birkaç salon birden ayrılmıştı &lt;i&gt;Recep İvedik&lt;/i&gt;’e…&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0.35cm;"&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman,serif;font-size:85%;"  &gt;Derken Alkazar’da &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman,serif;font-size:85%;"  &gt;&lt;i&gt;Bulanık Sular&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman,serif;font-size:85%;"  &gt; isimli bağımsız bir Norveç filminin gösterildiğini gördüm ve oraya gitmeye karar verdim. Alkazar sineması aşağı yukarı Cumhuriyet'le aynı yaşta, Taksim’in en eski sinemalarından biri. Bana kalırsa en güzeli de. Kapıdan girerken karşılaştığınız zarif, Pera’ya özgü bir mimari sizi sinema salonunun içine kadar takip ediyor, film izlerken gözleriniz duvarlardaki süslemelere takılıyor ara sıra. Mimari güzelliği ve tarihi değerinin yanında Alkazar, ticari filmler arasında barınamayan sanatsal filmler için de bir sığınak olmuştu. Geçen sene Derviş Zaim’in &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman,serif;"&gt;Nokta’&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman,serif;font-size:85%;"  &gt;sını da burada izleme imkanı bulmuştum. &lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0.35cm;"&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman,serif;font-size:85%;"  &gt;Gideceğim filmin gösterim saatlerini ararken beni çok üzen bir haberle karşılaştım: Bu güzel sinema, alışveriş merkezlerindeki, ameliyat masası gibi ışıklı, metalik ve yapay; hormonlu domatesler gibi sulu ve monotip olan büyük sinemalarla yarışamadığı için 1 Mart'da kapatılacaktı. Sinema'ya gitme kararım iyice kesinleşmişti, kapanmadan son bir kez orada film izlemeliydim o gün. &lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0.35cm;"&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman,serif;font-size:85%;"  &gt;İstiklal caddesinde biraz da aceleyle yemek yedikten sonra içeri girdim. Her şey yerli yerindeydi; film posterleri, gösterim saatlerinin olduğu ışıklı tabela duvarda, bilet gişesinde biletler, bir sandalye... Ama bilet satan kimse yoktu ortalıkta. Biraz sonra elinde kırmızı sinema koltuklarıyla biri çıktı karşıma; “Geç kaldınız” dedi. Koltuklar sökülüyordu, sinema çoktan kapanmıştı. Her zaman filmlerle ilgili haberlerin asılı olduğu panodaki değişikliği çıkarken farkettim. Hiçbir açıklama yoktu, sadece filmlerle ilgili yazılar sökülmüş, yerine 27 Şubat Cumartesi gününün &lt;i&gt;Taraf&lt;/i&gt; gazetesindeki tam sayfa bir haber asılmıştı: “Alkazar sineması kapanıyor”.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0.35cm;"&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman,serif;font-size:85%;"  &gt;İşte bir güzellik daha böyle, sessiz sedasız yok olup gitti şehirimizden. Giderken bir parça tarih, bir parça sanat ve kültürü de yanında götürdü. Arkasından pek ağıt yakmadık, bir iki söylendik; “Neyse bari yıkılmıyor, müze olacakmış” deyip konuyu kapattık. Bu olaydan bir hafta sonra Çukurcuma'da bir eskicinin önünden geçerken dükkanın tıkabasa kırmızı sinema koltuklarıyla dolu olduğunu gördüm. Bunlar Alkazar'ın koltukları mıydı bilemem, ama öyle sanıyorum; çünkü kısa bir süre önce orada değildiler. Geçen hafta aynı yere uğradığımda ise satılmışlardı. &lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0.35cm;"&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman,serif;font-size:85%;"  &gt;Kim bilir şimdi Alkazar'ın koltuklarinda kimler oturacak...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0.35cm;"&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman,serif;font-size:85%;"  &gt;(Bu arada, inat ettim &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bulanık Sular&lt;/span&gt;'ı internette bulup izledim, Norveçce üzerine İsveçce alt yazılı olarak.)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0.35cm;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3080780597877790847-3685860504035980852?l=zeynepoyku.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/feeds/3685860504035980852/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/2010/03/alkazar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3080780597877790847/posts/default/3685860504035980852'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3080780597877790847/posts/default/3685860504035980852'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/2010/03/alkazar.html' title='Alkazar'/><author><name>Zeynep Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17940478387830289609</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/SuTPyqG43SI/AAAAAAAAABo/XdZtLlaR0a8/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/S6vbwjdC71I/AAAAAAAAAC0/9VsSfIhBemg/s72-c/n7464693303_1994.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3080780597877790847.post-8752747133323445403</id><published>2010-02-16T07:29:00.000-08:00</published><updated>2010-12-05T07:15:43.638-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='keltik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arpı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arpist'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kelt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='camac'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mandallı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arp'/><title type='text'>Yeni nesil Camaclar</title><content type='html'>&lt;style type="text/css"&gt;  &lt;!--   @page { margin: 2cm }   P { margin-bottom: 0.21cm }  --&gt;&lt;/style&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Geçen günlerde Paris'deki Camac showroomunda hemen hemen bütün Camac arplarını deneme fırsatım oldu, ve bu kadar hızlı gelişmelerine şaşırdım doğrusu. Evet, klasik bir konser arpı almak için belki Camac bir çok arpistin ilk tercihi olmayacaktır, ama mandallı öğrenci arpları ve elektronik arplar konusunda hiç bir arp firması onlar kadar yenilikçi değil.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Neredeyse her yıl yeni bir modellerini görüyorum, ve bu arp dünyası için gerçekten çok hızlı bir gelişim. Öğrenciler için yeni “Bardic” serilerini ilk defa gördüm, bunlar konser arpına göre oldukça yumuşak naylon tellere sahip olsalar da (daha sonra konser arpı çalacak bir öğrencini için pek iyi bir şey değil, ses kalitesini de düşürür) fiyatları çok uygun, 22 telli 950 &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman,serif;font-size:85%;"&gt;€ &lt;span style="font-size:100%;"&gt;ve 27 telli 1250 €. Benim en çok hoşuma giden yanı ise renkleri; m&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;or, pembe, mavi, yeşil, minik arplar gerçekten hoş bir manzara. Yeni başlayan küçük bir öğrenci için, veya tatilde yanınızda götürmek için ideal.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Beğendiğim bir başka mandallı arp ise yine yeni çıkan “Telenn” modeli idi. Bu 34 telli arpın tel basıncı, ve teller arasındaki boşluk pedallı arplarınkine oldukça yakın, fiyatı da diğer büyün mandallı arplara göre daha uygun; 1950 &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman,serif;font-size:85%;"&gt;€&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;. Mandallı arplar 40 tele kadar yapılıyor, ancak 34 telli bir arpta mandallı arp repertuarının çoğu çalınabilir, bu nedenle ilk arpını alacak olan biri için bu arpı tavsiye edebilirim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Tabi beni asıl ilgilendiren Camac'ın elektronik, ve elektro-akustik arpları oldu. Omuza takılarak çalınabilinen küçük, mandallı elektronik arpları üreten başka firmalar da var (benimki bir Lyon&amp;amp;Healy) ama Camac bu arpları ilk defa tamamen karbon fiberden üretti, bu da arpın çok hafif olmasını sağlıyor. 30 telli bu arp sadece 5 kilo, ve bir gitar gibi amfiye takılarak çalınıyor. Benim elektronik arpım 8 kilo, ancak üzerinde ses ayarları yapabileceğim küçük bir panel var, o nedenle Camac'ınkinin kesinlikle daha iyi olduğunu söyleyemem.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Pedallı elektronik arplar daha pahalı olduğu için tamamen elektronik olanları almak çok mantıklı değil, çünkü akustik bir sese ihtiyacınız olduğunda başka bir pedal arp gerekecektir. İstek üzerine tamamen elektronik olarak da üretiliyorlar tabi. Hatta hiç akustik sesi olmayan bir “midi arp” ürettiler birkaç ay önce. Bu arp direk bilgisayara bağlanıyor ve istediğiniz enstürmanın sesini çıkartabiliyor. Tabi fiyatı 30000 &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman,serif;font-size:85%;"&gt;€&lt;span style="font-size:100%;"&gt; civarında olduğu için onun yerine bir klavye almayı tercih ederim.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Elektro-akustik arplarda ise hiç beklemediğim çeşitli yenilikler yapmışlardı. Bir kere tüm pedallı Camac arpların kolonlarının içinde tahta yerine karbon fiber var, ve diğer firmaların arplarından daha hafifler. Bunun dışında Camac elektro-akustik arpları diğer firmalarınkinden oldukça farklılaşmış, mesela jak çıkışı tek değil 4 adet, arpın farklı bölgelerindeki tellerinin tonunu ayrı ayrı ayarlayabiliyorsunuz böylece. Ayrıca tınlama tahtasında bazı değişiklikler yaparak elektronik arplarda rezonansla ilgili yaşanabilen sonunu hafifletmiş, basların aşırı tınlamasını engellemek için metal tellere takılabilen plastik bir parça geliştirmişler.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu son değişiklikleri ilk kez orada gördüm, ve küçük bir pedallı elektro-akustik Camac arp istediğime karar verdim. Ama bu kadar hızlı gelişiyorlarken bir tane almak için bir iki yıl daha beklemeyi düşünüyorum, kim bilir daha neler neler yapacaklar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Reklam gibi bir yazı oldu, son noktayı da şöyle koyayım: tüm arplar 4'e varan taksitle, her yerden sipariş edilebilir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3080780597877790847-8752747133323445403?l=zeynepoyku.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/feeds/8752747133323445403/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/2010/02/yeni-nesil-camaclar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3080780597877790847/posts/default/8752747133323445403'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3080780597877790847/posts/default/8752747133323445403'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/2010/02/yeni-nesil-camaclar.html' title='Yeni nesil Camaclar'/><author><name>Zeynep Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17940478387830289609</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/SuTPyqG43SI/AAAAAAAAABo/XdZtLlaR0a8/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3080780597877790847.post-7386131308888103240</id><published>2010-01-17T10:35:00.000-08:00</published><updated>2010-02-16T07:44:07.566-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hoca'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arpist'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ceren'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ogretmen'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='necipoglu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arp'/><title type='text'>Ceren Hoca - İlk arp dersim ve tanıdığım ilk arpist</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/S3qtyhIfCBI/AAAAAAAAACs/90Vv0cPVLRE/s1600-h/cere_necipoglu.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 203px; height: 204px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/S3qtyhIfCBI/AAAAAAAAACs/90Vv0cPVLRE/s400/cere_necipoglu.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5438850583402317842" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bir kez daha Eskişehir'e gidiyordum. Çocukluğumda bayramdan bayrama gittiğim, kuzenlerimi ve annanemi görmek için sabırsızlandığım, bitmek bilmeyen aynı tren yolculuğunu yapıyordum, ancak bu sefer amacı farklıydı. Yanımdaki kıyafet valizinin yanında, bir de küçük arpım vardı. &lt;/span&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm;" mce_style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu arpa sahip olduğum için gurur duyuyordum. Ona bir şey olacak diye, tren sallandıkça benim de kalbim daha hızlı çarpıyor, maddi olarak pek de değeri olmayan, hatta piyasadaki en kalitesiz arplardan olan küçük kelt arpımı sürekli kontrol ediyordum. “Benim bir arpım var” demiştim Ceren Necipoğlu ile yaptığım ilk telefon konuşmasında. “Benim bir arpım var” bunu söylemek ne büyük bir keyifti!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;" mce_style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu buluşmayı, annemin onunla röportaj yapmış olan bir televizyoncu arkadaşı ayarlamıştı. Bize misafirliğe geldiğinde kendi kendime arpım ile uğraştığımı, bir öğretmen bulamadığımı görünce Ceren Necipoğlu aklına gelmişti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;" mce_style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Küçüktüm, annanem yalnız gitmeme izin vermemiş, ortanca kuzenimi de benimle, Ceren hoca'nın evine göndermişti. Evindeki arpı görünce şaşırdım. Şimdi benim o kadar sevdiğim, gurur duyduğum arpımı görünce, neden (biraz da küçümseyerek) “Küçük arpım var demiştin ama bu kadar da küçük bir arp beklemiyordum” dediğini anlamıştım. Karşımdaki benim boyumdan, hatta onun boyundan büyük, olabildiğine gösterişli bir enstürmandı. İlk kez gerçek bir arp görüyordum, korkarak yaklaştım, dokunmadım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;" mce_style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ceren hocadan çekiniyordum. Aslında olabilğine kibar ve yardımseverdi ama, o da arp da bana uzak, tanrısal varlıklar gibi geliyordu adeta. Ne diyeceğimi bilemiyordum, sırf bir soru sormuş olmak, benimle konuşmasını sağlamak için “Bağırsak telleri çalmak midenizi bulandırmıyor mu?” dedim. Sorum saçma ve çocuksuydu. Güldü, sonra yine kibarca, beni küçümsemeden cevap verdi “Bağırsak gibi değiller ki, dokun, bak” Ve gösterdiğim tele çekinerek dokundum, çalmadım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;" mce_style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Yanımda getirdiğim küçük arpımda ilk dersimizi yaptık. Birkaç aydır arp çalmaya çalışıyor olsam da telleri nasıl tutacağımı dahi bilmiyordum. Heyecanlıydım, ve ortanca kuzenimin yanımda olması beni rahatsız ediyordu. Ders bitince para lafı edecek oldum, “İlk dersten para alınmaz, bu arp ile tanışma dersin oldu” dedi. Belki onun için önemsiz olan bu ders, benim hayatımda bir dönüm noktasıydı, ve bana yaptığı yardım o kadar büyüktü ki, karşılığında bir şey istememesi beni çok etkilemişti. Utanıyordum ya, bir şey diyemedim. Teşekkür edemedim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;" mce_style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Yıllar geçti, büyüdüm, Eskişehir'e daha az uğrar oldum. Artık Şirin Pancaroğlu'ndan ders alıyordum, Ceren Hoca'yı da pek görmedim, umursamadım sanırım. Konserlerde karşılaşıyorduk, Arp Sanatı Derneği toplantılarında bazen. Rio'ya gitmeden önceki son gün, yine bir toplantıda birlikteydik. Ben masanın öbür ucunda oturuyordum. Onun Rio Arp Festivali'ndeki konseri için havaalanına gitmesi gerekiyordu, erken kalktı. Geçirmek istedik, "Kalkmayın ben giderim" dedi. Masanın öbür ucunda oturduğum için üşendim, ve onu kapıdan geçirmedim, uzaktan veda ettim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;" mce_style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu gerçek bir veda olacaktı. Ondan birkaç gün sonra ben de başka bir müzik festivali için Almanya'ya gittim, haberi orada aldım. Ceren hoca'yı eve geri getirecek olan uçak kaybolmuştu. Bir süre sonra umudu kestik, aylar geçti ve ondan hiç bir ize rastlanmadı. Eskişehir'deki öğrencileri perişandı, bense ne düşüneceğimi bilemiyordum.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm;" mce_style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;O bana en büyük hayalimi gerçekteştirme şansını verdi. Yapmak zorunda değildi, ondan yardım isteyen onca insan vardı belki, belki de yorulmuştu başkaları için uğraşmaktan, ama her ne kadar “zor” bir insan olsam da, benimle uğraştı. Ben ona teşekkür etmedim, veda da etmedim. Tabiki ona minnettardım, ama kalbimin içinden gelen bir sevgiyle ona sarılmadım hiçbir zaman. Ve ben, bir çok fırsatta onu eleştirdim. Kendi deyimiyle; “memlekete arpist yetiştireceğim diye” kariyerini, doğup büyüdüğü şehri Istanbul'u bir kenara atan, hiç evlenmeyen, hiç kendi albümünü kaydetme fırsatı olmayan, bir anlamda kendini bizim için feda eden bu sanatçıya, öğretmene hiç teşekkür etmedim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;" mce_style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Şimdiyse bunu söylemek için çok geç, ama bu sefer çekingen bir sesle değil, haykırark söylüyorum. Ceren hocam, artık beni duymayacak olsanız da, size minnettarım; bana her şeyden çok sevdiğim bu sanatı gerçekleştirme şansını verdiğiniz için sizi de bir o kadar çok seviyorum, ve size derinden teşekkür ediyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;" mce_style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Artık bir anlamı var mı bunları söylemenin?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3080780597877790847-7386131308888103240?l=zeynepoyku.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/feeds/7386131308888103240/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/2010/01/ceren-hoca-ilk-arp-dersim-ve-tandgm-ilk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3080780597877790847/posts/default/7386131308888103240'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3080780597877790847/posts/default/7386131308888103240'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/2010/01/ceren-hoca-ilk-arp-dersim-ve-tandgm-ilk.html' title='Ceren Hoca - İlk arp dersim ve tanıdığım ilk arpist'/><author><name>Zeynep Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17940478387830289609</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/SuTPyqG43SI/AAAAAAAAABo/XdZtLlaR0a8/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/S3qtyhIfCBI/AAAAAAAAACs/90Vv0cPVLRE/s72-c/cere_necipoglu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3080780597877790847.post-2034348222766842381</id><published>2009-12-13T12:15:00.000-08:00</published><updated>2009-12-13T12:16:49.978-08:00</updated><title type='text'>Küresel Isınmayı Durdurun eylemi 12 Aralık 2009</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/SyVLh2cDN4I/AAAAAAAAACc/ItZDn67uDfc/s1600-h/eylem.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 300px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/SyVLh2cDN4I/AAAAAAAAACc/ItZDn67uDfc/s400/eylem.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5414817171903821698" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3080780597877790847-2034348222766842381?l=zeynepoyku.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/feeds/2034348222766842381/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/2009/12/kuresel-isnmay-durdurun-eylemi-12-aralk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3080780597877790847/posts/default/2034348222766842381'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3080780597877790847/posts/default/2034348222766842381'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://zeynepoyku.blogspot.com/2009/12/kuresel-isnmay-durdurun-eylemi-12-aralk.html' title='Küresel Isınmayı Durdurun eylemi 12 Aralık 2009'/><author><name>Zeynep Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17940478387830289609</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/SuTPyqG43SI/AAAAAAAAABo/XdZtLlaR0a8/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_G39dPF03Vmk/SyVLh2cDN4I/AAAAAAAAACc/ItZDn67uDfc/s72-c/eylem.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
